Çocuğunuzla deniz kenarında veya parkta yürürken , deniz kabuğu ve taş gibi malzemeler toplayın. Onunla taş, deniz kabuğu ve diğer maddeler arasındaki farkı konuşun. Bir taşa taş özelliği veren şey nedir ? Doğada bu taşın tıpatıp aynısını bulabilir miyiz ? Bir deniz kabuğuna dokununca ne hissediyorsun ?Nasıl bir şekli var ?
Daha sonra çocuğunuza 2 adet kap verin . Birine taşları, diğerine de deniz kabuklarını koymasını isteyin. Bu ayırma işlemini açık gözlerle yaptıktan sonra bir de kapalı gözlerle yapmasını isteyin.
Daha sonra taşlar ve deniz kabuklarını boy, şekil ve renklerine göre ayırmasını isteyebilirsiniz.
Bu oyunu gün içerisinde herhangi bir yerde ve değişik malzemelerle oynayabilirsiniz.
Oyunu oynadıktan sonra deneyimlerinizi yorum olarak paylaşırsanız sevinirim.
Keyifli oyunlar...
montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
montessori etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ocak 2011 Pazar
25 Aralık 2010 Cumartesi
Montessori Oyun Günlüğü (2) - Meyve ve sebzeleri tanıma oyunu
Bu hafta sizlere, çocukların genellikle çok sevdiği bir oyunu anlatmak istiyorum :
Meyve ve sebzeleri tanıma oyunu ( 2-3 yaş )
Bu yaşlarda çocuklar herşeye duyuları ile cevap verirler. Bu oyun ile çocuklar, yedikleri meyve ve sebzeleri daha iyi tanıma ve kelime hazinelerini geliştirme imkanı bulacaklar.
İhtiyacınız olanlar :
Çeşitli meyveler ( elma, muz, portakal, limon, çilek...vs.)
Çeşitli sebzeler ( havuç, brokoli, patates, soğan, pırasa, ıspanak...vs )
Nasıl oynanır ?
1)Tüm meyve ve sebzeleri çocuğunuzun önüne koyun. Tek tek hepsine dokunarak, koklayarak, bazen de sallayarak hislerini tanımlamalarını isteyin ve adını sorun.
2)İkinci aşamada çocuğun gözünü kapatmasını isteyin. Meyve ve sebzeleri tek tek önüne koyarak, onları duyu organları ile hissetmelerini isteyin ve ona sorular sorun,"Yumuşak mı, yoksa sert mi ?, Nasıl kokuyor ? Onu seviyor musun ? O nedir ?" ...gibi.
3)Meyvelerle oynarken, onları dilimleyerek de önüne koyabilir, tadına bakarak da tanımlamasını isteyebilirsiniz.
Bu oyunu çocuklarınızla oynadıktan sonra deneyimlerinizi burada paylaşırsanız sevinirim.
Keyifli oyunlar...
Meyve ve sebzeleri tanıma oyunu ( 2-3 yaş )
Bu yaşlarda çocuklar herşeye duyuları ile cevap verirler. Bu oyun ile çocuklar, yedikleri meyve ve sebzeleri daha iyi tanıma ve kelime hazinelerini geliştirme imkanı bulacaklar.
İhtiyacınız olanlar :
Çeşitli meyveler ( elma, muz, portakal, limon, çilek...vs.)
Çeşitli sebzeler ( havuç, brokoli, patates, soğan, pırasa, ıspanak...vs )
Nasıl oynanır ?
1)Tüm meyve ve sebzeleri çocuğunuzun önüne koyun. Tek tek hepsine dokunarak, koklayarak, bazen de sallayarak hislerini tanımlamalarını isteyin ve adını sorun.
2)İkinci aşamada çocuğun gözünü kapatmasını isteyin. Meyve ve sebzeleri tek tek önüne koyarak, onları duyu organları ile hissetmelerini isteyin ve ona sorular sorun,"Yumuşak mı, yoksa sert mi ?, Nasıl kokuyor ? Onu seviyor musun ? O nedir ?" ...gibi.
3)Meyvelerle oynarken, onları dilimleyerek de önüne koyabilir, tadına bakarak da tanımlamasını isteyebilirsiniz.
Bu oyunu çocuklarınızla oynadıktan sonra deneyimlerinizi burada paylaşırsanız sevinirim.
Keyifli oyunlar...
18 Aralık 2010 Cumartesi
Montessori Eğitim Modeli
Montessori Eğitim Modeli ile Cem 3 yaşındayken, ona anaokulu arayışına girdiğimiz zaman tanıştım. 2001 yılıydı ve Montessori metodunu uygulayan anaokulu sayısı çok azdı. Nasıl bir metod olduğunu araştırmaya başladım.Lesley Britton'un "Montessory Play and Learn - A Parent Guide To Purposeful Play From Two To Six" adlı kitabını çok beğendim. Bu kitap ,Montessori metodunun evde nasıl uygulanabileceğini anlatıyor, bu eğitim metoduna uygun olarak, evde çocukla birlikte oynanabilecek oyunlar konusunda çok güzel örnekler veriyor. Bu oyunları , bir yazı dizisi şeklinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Benim eğitim anlayışıma çok uygun bir model olduğunu anlayınca Cem'i bu metod ile eğitim veren bir anaokuluna yazdırdık. Çok da memnun kaldık. Şimdi birçok anaokulunda uygulanıyor sanırım bu model.
Her hafta,bu kitapta verilen oyun örneklerinden birisini sizlerle paylaşacağım. Siz de bu oyunları çocuklarınızla birlikte oynayıp, deneyimlerinizi ve yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
MONTESSORİ EĞİTİM MODELİ NEDİR ?
1907 yılında ilk Çocuklar Evi ile uygulanmaya başlanan Montessori Metodu Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olan M. Montessori, metodunun temellerini zeka engelli çocuklarla yaptığı çalışmalarla oluşturmuş ve elde ettiği başarı sonucunda bu yöntemi engelsiz çocukların eğitimine uyarlamaya karar vermiştir. İlk Çocuklar Evi ile uygulanmaya başlanan metot çocukların ilgi, tutum ve davranışları rehberliğinde olgunluğa ulaşmıştır.
Montessori Metodu’nda çok yaşlı gruplaşma bireysel eğitim sayesinde uygulanabilmektedir. Günümüzde, çoğunlukla bir sınıftaki öğrencilerin aynı anda, aynı yöntemle, aynı konuyu öğrenebileceği varsayımına dayanılarak toplu eğitim yapılmaktadır. Oysa öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenilecek konunun meydan okuyuculuğu ile öğrenenin hazır bulunuşluğu arasında denge olması gerekir. Bir sınıftaki tüm öğrencilerin aynı hazır bulunuşluğa sahip olduğunu düşünmek olanaksızdır. Bu durum sonucunda ise öğrenciler sözde başarılı, vasat ve başarısız olarak adlandırılmaktadır. Bireysel eğitim çocuğun kendi hızında öğrenmesine olanak tanır. Montessori Metodu’nda çocuk bir aşama üzerinde uzmanlaşmadan diğer aşamaya geçmezler. Böylece başarısızlık duygusunu yaşamaz.
Montessori Metodu çocuğun bağımsızlığına büyük önem verir. Çünkü özgürlüğü iyi kullanabilmek için bağımsızlığa ihtiyaç vardır. Bu nedenle, Montessori eğitim çevresi de çocuğa bağımsızlık kazandıracak şekilde tasarlanmıştır. Çocuğa yetişkinlerce yapılacak gereksiz yardım, onun bağımsızlık kazanması önündeki en büyük engeldir. Oysa yetişkinlerin büyük çoğunluğu, çocukların kendi başına birçok eylemi gerçekleştiremeyeceğini düşünerek onlara yardım eder, yapamayacağını düşündükleri eylemlerde ise onları engellerler. Bu bir yandan çocukları yetişkine bağımlı kılarken bir yandan da onların kendiliğinden etkinliklerini yok eder; kendilerini ve çevrelerini keşfetmelerini engeller. Bu nedenle Montessori öğretmeni sınıfta pasiftir ve çocuğa gereksiz yardımda bulunmaz.
Güzümüzde anaokulları Montessori Metodu’ndan etkilenerek çocuk boyutunda tasarlanmış sınıf mobilyalarını kullanmaktadır. Bu uygulama çevrenin çocuğa değil, çocuğun çevreye hakim olmasını sağlayarak ona bağımsızlık kazandırır. Ancak Montessori Metodu’nda bu uygulama sadece mobilyalarla sınırlı değildir. Hatanın kontrolünü içeren materyaller, duvarlardaki pano, resim vb.nin göz seviyesine asılmış olması, çocukların yemek saatlerine aktif olarak katılarak sofranın hazırlanmasına, toplanmasına ve yemek sonrası temizliğe katkı sağlamaları, sınıfın temizliğinden sorumlu olmaları çocukların çevreye hakim olmalarına ve bağımsızlık kazanmalarına katkı sağlayan önemli uygulama örnekleridir. Aynı uygulamaların ev yaşamında da yapılması gerekmektedir. Özellikle küçük çocuğun yetişkin yardımına olabildiğince az ihtiyaç duyacağı bir ev çevresi yaratılmalı ve çocuk eylemlerini kendi başına yapması için özgür bırakılmalıdır.
Metodun okul öncesi ve ilkokul aşamalarında en önemli unsurlarından birisi özel olarak tasarlanmış materyallerdir. Bu materyaller öz kontrol yoluyla oto eğitime yol açar ve ardıl etkinlikler aracılığıyla çocuğun uzmanlaşmaya doğru yol almasına yardım eder. Materyallerin her biri hatanın kontrolünü içerdiği için çocuk öğretmen yardımı olmadan kendi başına çalışabilmektedir. Öğretmen yeni bir materyal için hazır olan çocuğa, özel bir sunum yöntemiyle materyali tanıtır. Bu tanıtım materyalin raftan alınmasından, daha sonra kullanacak öğrenci için rafa uygun bir şekilde geri yerleştirilmesine kadar tüm aşamaları içerir. Öğretmen materyali sunduktan sonra çocuk bu materyalde uzmanlaşana kadar kendi başına veya kendiliğinden oluşmuş küçük gruplarla beraber çalışacaktır. Öğretmen ise çocuğun çalışmasını gözlemleyecek ve kaydedecektir. Montessori materyalleri günlük yaşam, duyusal, kültür, dil ve matematik müfredat alanlarına göre çocukların ulaşabilecekleri raflarda, basitten karmaşığa doğru yer alırlar.
Montessori sınıfında her materyalden yalnızca bir set vardır. Bu çocuklar arasında, açıkça talep edilmediği halde bir birlik ruhu geliştirir. Çocuk başkasının çalıştığı bir materyalle çalışmak için, onun işini bitirmesini beklemek ya da kullanmak için izin istemek zorundadır. Bu durum çocukların sürekli aynı materyallerle çalışmasını da engeller. Ortalama 25 kişinin bulunduğu bir okul öncesi sınıfında herkes farklı materyallerle çalışacağı için, çocuğun, materyallerin arkadaşları tarafından kullanımını izleme fırsatı da olacaktır.
Montessori materyallerin her parçası dikkatlice tasarlanmıştır ve basitten karmaşığa doğru diğer materyaller dizisinin bir parçasıdır. Çocuk materyaller dizisinde ilerlerken, doğal olarak tamamıyla duyumsal etkinliklerden somut aşamalara geçer.
Montessori Materyalleri: Günlük Yaşam Materyalleri, Duyusal Materyaller, Dil Materyalleri, Matematik Materyalleri, Biyoloji Materyalleri, Coğrafya Materyalleri olmak üzere 6 temel alanda sınıflandırılabilir.
Montessori Metodu çocuğun rehberliğini izleyen bir metottur. 0-18 yaş eğitiminin tüm aşamalarında çocuğun kendi eğitimini yönlendirmesi, eğitim yaşantısının ilk söz sahibi olması beklenir. Çocuğun eğitimini üstlenen yetişkin çocuğun yaşamındaki ilk aylardan itibaren çocuğu kendini yaratmaya çalışan bir sanatçı olarak görmeli ve onun bu yaratım sürecini gereksiz müdahalelerle sekteye uğratmadan gerekli olan çevreyi hazırlamalı, ona ve seçimlerine saygı duymayı öğrenmelidir.
Kaynak: Korkmaz, E. 2006. Montessori Metodu: Eğitimde Bir Alternatif. Ankara: Algı Yayıncılık.
Benim eğitim anlayışıma çok uygun bir model olduğunu anlayınca Cem'i bu metod ile eğitim veren bir anaokuluna yazdırdık. Çok da memnun kaldık. Şimdi birçok anaokulunda uygulanıyor sanırım bu model.
Her hafta,bu kitapta verilen oyun örneklerinden birisini sizlerle paylaşacağım. Siz de bu oyunları çocuklarınızla birlikte oynayıp, deneyimlerinizi ve yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
MONTESSORİ EĞİTİM MODELİ NEDİR ?
1907 yılında ilk Çocuklar Evi ile uygulanmaya başlanan Montessori Metodu Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. İtalya’nın ilk kadın doktoru olan M. Montessori, metodunun temellerini zeka engelli çocuklarla yaptığı çalışmalarla oluşturmuş ve elde ettiği başarı sonucunda bu yöntemi engelsiz çocukların eğitimine uyarlamaya karar vermiştir. İlk Çocuklar Evi ile uygulanmaya başlanan metot çocukların ilgi, tutum ve davranışları rehberliğinde olgunluğa ulaşmıştır.
Montessori Metodu’nda çok yaşlı gruplaşma bireysel eğitim sayesinde uygulanabilmektedir. Günümüzde, çoğunlukla bir sınıftaki öğrencilerin aynı anda, aynı yöntemle, aynı konuyu öğrenebileceği varsayımına dayanılarak toplu eğitim yapılmaktadır. Oysa öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenilecek konunun meydan okuyuculuğu ile öğrenenin hazır bulunuşluğu arasında denge olması gerekir. Bir sınıftaki tüm öğrencilerin aynı hazır bulunuşluğa sahip olduğunu düşünmek olanaksızdır. Bu durum sonucunda ise öğrenciler sözde başarılı, vasat ve başarısız olarak adlandırılmaktadır. Bireysel eğitim çocuğun kendi hızında öğrenmesine olanak tanır. Montessori Metodu’nda çocuk bir aşama üzerinde uzmanlaşmadan diğer aşamaya geçmezler. Böylece başarısızlık duygusunu yaşamaz.
Montessori Metodu çocuğun bağımsızlığına büyük önem verir. Çünkü özgürlüğü iyi kullanabilmek için bağımsızlığa ihtiyaç vardır. Bu nedenle, Montessori eğitim çevresi de çocuğa bağımsızlık kazandıracak şekilde tasarlanmıştır. Çocuğa yetişkinlerce yapılacak gereksiz yardım, onun bağımsızlık kazanması önündeki en büyük engeldir. Oysa yetişkinlerin büyük çoğunluğu, çocukların kendi başına birçok eylemi gerçekleştiremeyeceğini düşünerek onlara yardım eder, yapamayacağını düşündükleri eylemlerde ise onları engellerler. Bu bir yandan çocukları yetişkine bağımlı kılarken bir yandan da onların kendiliğinden etkinliklerini yok eder; kendilerini ve çevrelerini keşfetmelerini engeller. Bu nedenle Montessori öğretmeni sınıfta pasiftir ve çocuğa gereksiz yardımda bulunmaz.
Güzümüzde anaokulları Montessori Metodu’ndan etkilenerek çocuk boyutunda tasarlanmış sınıf mobilyalarını kullanmaktadır. Bu uygulama çevrenin çocuğa değil, çocuğun çevreye hakim olmasını sağlayarak ona bağımsızlık kazandırır. Ancak Montessori Metodu’nda bu uygulama sadece mobilyalarla sınırlı değildir. Hatanın kontrolünü içeren materyaller, duvarlardaki pano, resim vb.nin göz seviyesine asılmış olması, çocukların yemek saatlerine aktif olarak katılarak sofranın hazırlanmasına, toplanmasına ve yemek sonrası temizliğe katkı sağlamaları, sınıfın temizliğinden sorumlu olmaları çocukların çevreye hakim olmalarına ve bağımsızlık kazanmalarına katkı sağlayan önemli uygulama örnekleridir. Aynı uygulamaların ev yaşamında da yapılması gerekmektedir. Özellikle küçük çocuğun yetişkin yardımına olabildiğince az ihtiyaç duyacağı bir ev çevresi yaratılmalı ve çocuk eylemlerini kendi başına yapması için özgür bırakılmalıdır.
Metodun okul öncesi ve ilkokul aşamalarında en önemli unsurlarından birisi özel olarak tasarlanmış materyallerdir. Bu materyaller öz kontrol yoluyla oto eğitime yol açar ve ardıl etkinlikler aracılığıyla çocuğun uzmanlaşmaya doğru yol almasına yardım eder. Materyallerin her biri hatanın kontrolünü içerdiği için çocuk öğretmen yardımı olmadan kendi başına çalışabilmektedir. Öğretmen yeni bir materyal için hazır olan çocuğa, özel bir sunum yöntemiyle materyali tanıtır. Bu tanıtım materyalin raftan alınmasından, daha sonra kullanacak öğrenci için rafa uygun bir şekilde geri yerleştirilmesine kadar tüm aşamaları içerir. Öğretmen materyali sunduktan sonra çocuk bu materyalde uzmanlaşana kadar kendi başına veya kendiliğinden oluşmuş küçük gruplarla beraber çalışacaktır. Öğretmen ise çocuğun çalışmasını gözlemleyecek ve kaydedecektir. Montessori materyalleri günlük yaşam, duyusal, kültür, dil ve matematik müfredat alanlarına göre çocukların ulaşabilecekleri raflarda, basitten karmaşığa doğru yer alırlar.
Montessori sınıfında her materyalden yalnızca bir set vardır. Bu çocuklar arasında, açıkça talep edilmediği halde bir birlik ruhu geliştirir. Çocuk başkasının çalıştığı bir materyalle çalışmak için, onun işini bitirmesini beklemek ya da kullanmak için izin istemek zorundadır. Bu durum çocukların sürekli aynı materyallerle çalışmasını da engeller. Ortalama 25 kişinin bulunduğu bir okul öncesi sınıfında herkes farklı materyallerle çalışacağı için, çocuğun, materyallerin arkadaşları tarafından kullanımını izleme fırsatı da olacaktır.
Montessori materyallerin her parçası dikkatlice tasarlanmıştır ve basitten karmaşığa doğru diğer materyaller dizisinin bir parçasıdır. Çocuk materyaller dizisinde ilerlerken, doğal olarak tamamıyla duyumsal etkinliklerden somut aşamalara geçer.
Montessori Materyalleri: Günlük Yaşam Materyalleri, Duyusal Materyaller, Dil Materyalleri, Matematik Materyalleri, Biyoloji Materyalleri, Coğrafya Materyalleri olmak üzere 6 temel alanda sınıflandırılabilir.
Montessori Metodu çocuğun rehberliğini izleyen bir metottur. 0-18 yaş eğitiminin tüm aşamalarında çocuğun kendi eğitimini yönlendirmesi, eğitim yaşantısının ilk söz sahibi olması beklenir. Çocuğun eğitimini üstlenen yetişkin çocuğun yaşamındaki ilk aylardan itibaren çocuğu kendini yaratmaya çalışan bir sanatçı olarak görmeli ve onun bu yaratım sürecini gereksiz müdahalelerle sekteye uğratmadan gerekli olan çevreyi hazırlamalı, ona ve seçimlerine saygı duymayı öğrenmelidir.
Kaynak: Korkmaz, E. 2006. Montessori Metodu: Eğitimde Bir Alternatif. Ankara: Algı Yayıncılık.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


